Açık
  • EURO 6.36
  • DOLAR 5.77

ÖZTÜRK YILMAZ’ DAN UYARILAR : BU DEFA İŞ CİDDİ …

Dünya - 19 Nisan 2019 11:00 A A

İçeride seçimlerle ilgili sürecin tam manasıyla tamamlanmamış olması, dışarıda da Türkiye’nin gündeminde çok ciddi dış politika konularının bulunduğunu belirten Yılmaz, öncelikle Türkiye’nin bu seçim atmosferinden bir an önce kurtulması ve ağır iç ve dış politika gündemine dönmesi gerektiğini belirtti. Yılmaz, her yıl 24 Nisan’ da Türkiye’nin önüne konulan Ermeni iddialarıyla ilgili bazı uyarılarda bulundu. Bu yılın diğer yıllardan farklı olduğunu ve hükümetin bu konuyu ciddiye alması gerektiği çağrısında bulunan Yılmaz,            “ Fransa ve İtalya’daki adımların akabinde ABD Kongresi’ne şuanda sunulan bir tasarı var. Bu tasarıya Temsilciler Meclisi’nden yaklaşık 70 ortak sunucu olarak imza vermiş bulunuyor. Senato’dan da 10 senatör imzalamıştır. Daha önce ABD Kongresi’nden benzer bir tasarının geçmemesi konusunda ciddi bir çaba sarf edilmişti ve o orada engellenmişti. Ama bu defa durum farklı ve ciddi. Zira S-400, Suriye ve FETÖ ile mücadelede ABD ile farklı bir eksene doğru dış politika ayrışması içerisindeyiz. Kongre’de de Türkiye’ye dönük olumsuz bir hava var. Bu S-400 konusunu adeta bir kriz haline dönüştüren ABD yönetimindeki bazı çevreler, 24 Nisan’daki sözde soykırımı Türkiye’nin gündemine oturtmak ve bu konuda kendilerince bir gol atmak arayışındalar. ” dedi. Yılmaz, bunun hükümet tarafından ciddiyetle ele alınması gerektiğinin altını çizerek, hükümetin diplomatik çabalarını aktif bir şekilde ortaya koyması  ve bunu ne pahasına olursa olsun engellemesi gerektiği vurguladı. Tasarının kabul edilmesi halinde;

–  ABD Yönetiminin ‘Sözde Soykırımı’ resmen soykırım olarak tanıyacağını,

 Bunu reddedenlerle işbirliğinin kesileceğini ve

–  Sözde soykırımın ‘soykırım’ olarak ABD’nin eğitim sisteminde resmen öğretileceğinin altını çizen Yılmaz, bunun bu zamana kadarki en ciddi karar tasarısı olduğunu belirtti. Ortamın ciddi manada bulanık olduğuna ve hükümetin bu konu da ciddi adım atması gerektiğine işaret eden Yılmaz, “Ermeni halkı bizim için dosttur, bizim Ermeni halkıyla hiçbir sorunumuz yoktur. Türk Milleti başka milletler gibi Ermeni halkıyla da dosttur. Bizim sorunumuz Ermeni diasporası ve Ermeni yönetimiyledir. Zira, bu iki unsur sözde soykırımı Türkiye’ye karşı bir şantaj olarak kullanmaktadır.” vurgusunda bulundu.

Yılmaz, Ermeni diasporası ve yönetiminin amacı bu yaklaşımıyla Türkiye’yi;

sanık sandalyesine oturtmak,

tarihsel olarak kirletmek ve yıpratmak ,

Türkiye’nin önünü kesmek ve

bunun sonucunda da  Türkiye’yi tazminata mahkum etmek ve Türkiye’den toprak talep etmek olduğuna dikkat çekti.

Bu fantastik hayallerin bu çevreler tarafından yıllarca dile getirilmesinin boşa olmadığını ve bizim bunun bilincinde olmamız gerektiği ifade eden Yılmaz, “Soykırım olmuştur. Artık bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. Türkiye’nin bunu kabul etmesi gerekir.” şeklinde dayatmalarda bulunan Ermeni diasporası ve Ermeni yönetimini eleştirdi.  Yılmaz, “Bizim buradaki pozisyonumuz, konunun tartışılmasını sağlamak, bu tabunun yerleşmesini engellemek ve başkaları tarafından da kabullenilmesinin önüne geçmektir. Böyle bir stratejimiz olmalıdır. Yani konu tartışılmadıkça, Ermeni diasporası kazanıyor. Konu tartışıldıkça ise, bizim tezlerimiz güçleniyor ve ön plana çıkıyor.” açıklamalarında bulundu.  Yılmaz, sözde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin bir uluslararası mahkeme kararı bulunmadığını hatırlatarak, lehimize olan AHİM kararına işaret etti. Hükümetin bu çerçevede diplomatik adımlar atarken, konunun hukuki, psikolojik, finansal ve dışarıdaki bütün bağlantılarını ele alıp “somut ve uygulanabilir” bir programı acilen devreye sokması gerektiğini belirtti. Yılmaz devamla gerekirse ABD Kongresi’ne özel teşekkül edilmiş bir heyet gönderilmesi ve bu süreci durdurmak için çaba sarf edilmesi önerisinde bulundu. Ermeni diasporasının bu zamana kadar pek çok ülkenin parlamentosundan sözde soykırım ile ilgili kararlar geçirttiğine ve bu konuda da maalesef başarılı olduklarına değinen Yılmaz, ABD Kongresi’nde bunu bu zamana kadar resmen tanıtamadıklarını, eğer bu defa başarılı olurlarsa bu konunun onlar için bir jübileye dönüşebileceğini belirtti.

Yılmaz, “ Biz, tarihimizin her dönemiyle mutluyuz. Türk milleti, bir başka ülkenin topraklarını işgal edip orada savaşmamıştır, sadece ülke savunmasıyla ilgili ödediğimiz bedeller vardır.  Biz de acılar yaşamışız, Sakarya’sı, Dumlupınar’ı, Çanakkale’si.. Tarifi konusunda farklı tartışmalar bulunan bir konuyu Türkiye’ye dayatıp, bizi sanık sandalyesine oturtmak isteyen bu anlayışa karşı güçlü bir mücadele vermek ve bizi bir Ruanda gibi tarihinde soykırım olan ülkelerle aynı kefeye koyan bu anlayışı reddetmemiz lazım. Bizim Ermeni halkıyla bir sorunumuz yok. Burada bu yönetim ve diasporası, bunu uluslararası toplumda bir çıkar yolu, bir menfaat ve bir itibar olarak kullanıyor. Şartlar Türkiye’nin aleyhine geliştiği dönemlerde de, bu konu maalesef her 24 Nisan’da Türkiye’nin gündemine oturtuyorlar. Bu açıdan bizim ciddi manada bir çaba sarf etmemiz, bu süre içerisinde gerekli diplomatik adımları atmamız lazım.” açıklamasında bulundu.

Yılmaz, ayrıca “ Ermenistan konunun tartışılmasını istemiyor, bir tabuyu dayatıp kabul ettirmek istiyor. Biz ise konunun tartışılmasını istiyoruz. Konunun tartışılmasını istiyorsak, bu konuyu bilmeyen yeni nesle bunu öğretmek gerek. Türkiye ne ile itham ediliyor, olayın gerçeği nedir? Yeni neslin buna sahip çıkması gerekir. Buna sahip çıkan bir nesil, ecdadına ve kendi tarihine de sahip çıkar. Acıları yarıştırmak doğru değildir.”dedi. O dönem Ermenilerin de acı çektiğini ancak en çok da kendi vatanını savunan Türklerin acı çektiğini belirtti. Yılmaz, Türkiye’ye dönük bu tür itham, iftira, Türkiye’yi sıkıştırma ve Türkiye’ye şantaj yapma anlayışının doğru olmadığını ve bunun da Ermeni halkına hizmet etmeyeceğini vurguladı.

 

Yılmaz’ın eğitim dışındaki diğer öneri konusu ise, yayın ile ilgili oldu.

Bu konuda Türkiye’de çok az sayıda yayın olduğunu belirten Yılmaz, yayın sayısında bir artış olduğunu, ancak hala yeterli bulunmadığını, eğer bu iddia ve ithamlar bir şekilde zemin kazanırsa, Türkiye’nin bu konuda uluslararası bir yayın yapmasına bile engel olacaklarını, bu bakımdan, yayın politikasını gözden geçirmek gerektiğini,Türk Tarih Kurumu’yla bu konuyla ilgili özel bir mutabakata varılarak, bu konu ile ilgili yayın sayısının her dilde arttırması gerektiğini ifade etti.

 

 

 

Bu haber 13160 kez okundu.
Dünya - 11:00 A A
BENZER HABERLER